nice is good.
nice is good.
“Fırsatı varken ağlamalı insan. Ele güne sergilenmeyecek duyguları olduğunu düşünmemeli. Sadece gözüne sabun kaçmış çocuklara bırakmamalı bu işi. Derdini anlatabilecek kadar ağlayabilmeli en azından. Ve önündeki yol yürüyebileceğinden uzun olsa da yürümeli o yolu, yürüyebildiği yere kadar. Sonunda perişan olacağını bilse de, zihni karmakarışık ve kalabalıkken kendisi yapayalnız kalacağını bilse de yürümeli.”

Waiting for the sun.
Bazen hiç uyumamak en iyisi bence. Uyanık kalsam her şey daha da zor, insan uyuduğunda en azından hayattan biraz da olsa uzaklaşmış oluyor. Rüyaları saymazsak… Bazı geceler sırf rüya görmek için uyumak isterim, dün gece de öyle oldu. Evet, rüya gördüm ama gördüklerimle yüzleşebilir miyim ben de bilmiyorum. Normalde çok mutlu olmam mı gerekirdi bilemiyorum ama mutlu olmakla üzülmek arasında kararsız kaldım. İnsanın içindeki duyguları serbest kalıyor rüyalarında, kontrol altına alamıyorum hiç bir şeyi. Bu çaresizlik beni mahvediyor aslında, her şeye hakim olan ben rüyalarıma yenik düşüyorum. Rüyamı anlatmayacağım, anlatamayacağım. Bir tek ben biliyor olacağım ve aslında herkese anlatmak istiyor olacağım.
Sen bu satırları okurken ben çok uzaklarda mı olacağım bilmiyorum aslında. Uzak, kime göre uzak peki? Bence birisine sırtını döndüğünde de uzak. Beklemek var bir de tabi, ne kadar beklemek? İki göz kırpma arası geçen süre bile beklemem ki ben. Özlerim. Bencil miyim? Evet, istemeden de olsa öyleyim galiba. Ne anlatsam ki şimdi onu bile bilmiyorum ama anlatmak istiyorum. Bir şey söyleyeceğim, ne söyleyeceğimden benim bile haberim yok.
“Gerçek aşık seni bir tek öpücükle bile kendinden geçirebilendir.”
Marilyn Monroe
Dear 16-year-old Me / Sevgili 16 yaşımdaki halim
Burası bu videonun izlenilebilirliği açısından en uygun yer. Lütfen 5 dakika.
“İnsanı delik deşik eden sessizlikler var, geceyi bölen çığlıklardan daha beter. Ve sen o sessizlikte ne demek istediğimi anladın. Çünkü sen de çocukken bir kuş olmak istemiştin. Yakınmadan, ortalığı ayağa kaldırmadan acı çekmeyi öğrenmek hayli zamanını almıştı. Beni anladığında o kadar şefkatle baktın ki, sanki gözlerinle saçlarımı okşadın, gözlerinle ellerimi tuttun ve aynı gözlerle kahvaltına devam edebilirsin dedin.”
Sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim
Elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara
Hayatımız geçiyor gözlerimin önünden
Çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz
“Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz”.
Çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere
O…
(Source: birbulutolsam)